Küçük Sırlar RP

Sırlar belkide göründüğü kadar küçük değildir.
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Sonun Başlangıcı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Arzu Alpaslan
Özel Ant Lisesi 11. Sınıf
Özel Ant Lisesi 11. Sınıf
avatar

Cinsiyet : Kadın Mesaj Sayısı : 56
Points : 87
Doğum tarihi : 20/10/93
Kayıt tarihi : 04/08/10
Yaş : 25

Kişi sayfası
Rp Puanı:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Sonun Başlangıcı   Paz Ağus. 08, 2010 1:54 am

Sonun Başlangıcı

Audine Clark

Damon pastasının üstündeki temsili olan tek mumu üflerken sıkı sıkı elini tuttum. Işıldayan kehribar rengi gözleriyle bana sevimli bir gülümseme armağan ederken içimde kaynayan duyguları sevecenlik ile karşıladım.

İki yıldır beraberdik ve mutluydum. Kulağına eğilip muzurca “Ne diledin?” diye fısıldadım. Kollarını bana dolayıp çenesini başıma yasladı. “Beş yıldan beri her doğum günümde dilediğim şeyi diledim. Seni…” diyerek saçlarımı sevgiyle öptü. Gülümseyerek başımı kaldırdım. “Başka bir şey dileseydin bu gece buradan dirin değil ölün çıkardı.” dedim. “Bu kadar acımasız olma sevgilim.” dedi. Etraftaki arkadaşlarımıza aldırmadan dudaklarını benimkilere bastırdı. Kalabalıktan ‘Oooo!’ nidaları yükselene kadar da beni bırakmadı. Hafif bir baş dönmesi ve sersemleme duygusu ile kollarından sıyrıldım. Benden pek farklı görünmüyordu.

Damon’a sarılmış bir şekilde koltukta oturup diğerleri ile sohbet ediyordum. Jenna “Nişan yakında o zaman.” diye takıldı Damon’a. “Bana kalsa şimdi nişanlanmış olarak geziyor olabilirdik. Ama Audy istemedi. Sanırım uzmanlık sınavına girmeden önce nişan yapacağız.” dedi Damon. Hafifçe karnına vurdum. “Tanrım, evlenmeye bu kadar hevesli olduğunu bilmiyordum.” dedim gülerek. Saçlarıma doğru fısıldadı. “Eğer evleneceğim kişi sen isen gerçekten sabırsız olabilirim.”

Tatmin olmuş bir şekilde kafamı bar masasının olduğu bölüme çevirdim. Kaybettiğim her şeyin cismani bir varlığa dönüşmüş haline baktım. Jack’e…


Jack Stetter

Başka kollarda, başkasının dudaklarında… Acım daha ne kadar büyüyebilirdi? Daha ne kadar kendimi küçük, un ufak olmuş gibi hissedebilirdim?

Yüzündeki gülümseme gerçek miydi? Oldukça gerçek görünüyordu. Saçlarını niye kestirmişti? İpek gibi uzun saçlarını hep çok sevmiştim. Biraz daha zayıf mıydı? Yorgun görünüyordu. Ama henüz ruhen ölmemişti. O adamın kollarında mutlu muydu? Gözlerimle parıldayan çifti iyice inceledim. Oldukça mutlu ve rahat görünüyordu. Saçlarını öper gibi yaptı ve bir şeyler mırıldandı. Audine yüzünde tatmin olmuş bir ifade ile benim olduğum yere doğru başını çevirdi. Gözlerimiz buluşunca bakışları boşaldı. Aşkım...


Audine Clark

Damon’ın kollarından ustaca sıyrılıp inanılmaz yeşillikteki gözlerine odaklandım. Aşkım diye düşündüm. Etrafımda oturan kimsenin önemi yoktu. Ne en yakın arkadaşımın ne de iki yıllık sevgilimin… Sadece o ve ona duyduğum delice özlemin varlığını hissedebiliyordum. Kendimi bile kaybetmiştim.

Başımı çevirmeye gerek bile duymadan “Ben lavaboya gidiyorum.” dedim. Tutuk hareketler ile kaybolan yıllarıma doğru ilerledim. Gözlerimi, gözlerinden ayırmamaya özen gösterdim. Bakışları özlem ile harmanlanmıştı. Kalbim güçlü bir el ile buruluyormuş gibi oldu. Islak bezin suyunu sıkarken damlayan sular gibi gözlerimden yaşlar süzüldü. “Neden geldin?” diye sordum. “Burada olacağını bilmiyordum. Üzgünüm.” dedi çaresizlikle başını yere eğerken. Buraya geldiği için değil başka şeyler için ‘Üzgünüm’ diyordu. “Neler için üzgünsün ” dedim. “Sana ve kendime yaptığım her zarar için… Seni mahvettiğim için… Her şey için…” dedi başını yerden kaldırmadan.

Gözyaşlarım hiç durmayacak gibi akıyordu. Kulaklarımın uğultusundan yüksek sesli müziği duyamıyordum bile. İçimden elini çenesine koyup bana bakmasını sağlamak için delice bir arzu uyandı. Dokunmadım. Eğer tenim tenine değerse her şeyi mahvederdim. Kim bilir kaç insanın kalbini benimki gibi bir moloz yığınına çevirirdim? “Dışarı çıkalım.” diye emrettim. Yanımda bitkince yürüdü. Çökmüştü. Yirmi iki değil sanki kırk iki yaşındaydı. Acının bir insanı ne kadar mahvedebileceğine dair kanlı canlı bir örnekti. Kuytu bir köşede durduk. “Yorgun görünüyorsun.” diyerek düşüncelerimi ifşa ettim. Kafasını salladı. Daha ne kadar yere bakacaktı? Onun yüzünü görmek için her gece Tanrı’ya dua etmiştim. Şimdi ise karşımdaydı ve bana bakmıyordu.

“Geç kaldım değil mi? Seninle olmak… Seninle mutlu olmak için geç kaldım. Artık gülemiyorum biliyor musun? Bütün yaşamımı senin bedeninin yanında, kaldırımın üstünde bıraktım ben. Ruhumu bile!” diyerek hıçkırıklara boğuldu. Sarılıp, onu teselli etmem gereken zamandaydım ve kılımı bile kıpırdatamıyordum. Çünkü benim az da olsa bir hayatım vardı. Tekrardan yaşamaya başlamıştım ve yarım yamalak bile olsa mutlu olabiliyordum. “Ben hiç… Beceremedim. O kadar korkağım ki seni sevdiğimi bile söyleyemedim.” dedi. Ağzından çıkan her sözden acı ve pişmanlık akıyordu.

Sağduyumu kaybetmiş bir şekilde Jack’in bedenini ve ölmüş ruhunu bütün aşkım ile kucakladım. Yüzümü boynuna gömüp öz kokusuna karışmış tıraş losyonunun kokusunu doya doya içime çektim. Bir daha nefes alamazsam son nefesim onun kokusuyla dolu olsun istiyordum.

Saçlarımı öptü. Yanaklarımdaki birbirine karışmış gözyaşlarımızı dudakları ile temizledi. Vücutlarımız birbirinden ayrılırken ruhumun darmadağın olup yaz meltemi ile uçuştuğunu hissettim. Kalbim bin bir parçaya bölünmüştü. O kadar yorgundum ki parçaları eğilip toplamaya gücüm yetmiyordu. Veda etmedi. Arkasını dönmüş giderken mahvolmuş kalbim de yeni bir acı doldu. Jack benden uzaklaştıkça derin bir çizgi oluşturarak ruhumu öldürüyordu.

O an beni panik edecek tek bir ses duydum. Damon’ın sinirle dolup taşan sesini…



Altı Yıl Sonra


“Sevgilim.” diye fısıldadı mutlulukla. “Sana böyle seslenmek paha biçilemez bir duyguymuş.” dedi aynı saf neşesiyle. Gülümsedim. En gerçek gülümsemem idi bu. “Bazen rüya görüyormuşum gibi hissediyorum. Sanki uyanınca her şey son bulacak ve ben yine ölü bir ruh gibi dolanacağım.” dedim. Yüzü acıyla kasılmıştı. “Seni terk etmemeliydim.” dedi hala üstünde taşıdığı suçluluk duygusuyla. “Ama bu gerçek! Bunu anlamak için sol elime bakmam yetiyor.” diye ekledim yüzündeki acı bulutunu silmek için. Güldü. Kollarımı güçlü gövdesine sardım. “Jack, biz hep beraber olacağız değil mi?” dedim çenemi göğsüne dayayarak. Belimdeki ellerini sıkılaştırıp beni iyice kendine bastırdı. “Elbette, sevgilim. Yaşarken de ölürken de…”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ayşegül Ateşoğlu
Admin | Özel Ant Lisesi 11. Sınıf
Admin | Özel Ant Lisesi 11. Sınıf
avatar

Cinsiyet : Kadın Mesaj Sayısı : 136
Points : 161
Doğum tarihi : 11/12/93
Kayıt tarihi : 02/08/10
Yaş : 24
Nerden : İstanbul

Kişi sayfası
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Sonun Başlangıcı   Paz Ağus. 08, 2010 2:27 pm

77+7= 84

Betimlemelerin ve kurgun güzeldi. Ama konuşmaları renklendirmemişsin.
Yeni rütbeni vea herhangi bir değişiklik istiyorsan bana pm atarak bildirebilirsin (:

Konu Kilit

_________________


Benim Bölgelerimden Uzak dur!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Sonun Başlangıcı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Küçük Sırlar RP :: Kayıt İşlemleri :: Kayıt :: 1. RP Dersliği-
Buraya geçin: